Bankacılıkta en önemli finansal göstergelerin başında özkaynak gelir. Çünkü doğrudan ya da dolaylı olarak bankaların hemen hemen tüm faaliyetleri özkaynaklarla yasal olarak ilişkilendirilmiştir. Faaliyetlerin özkaynaklarla ilişkilendirilmesi kısıtlaması ekonomideki çoğu sektörde yoktur.
Örnek: Bir müşteriye verilecek kredinin büyüklüğü. Müşterinin finansal yapısı ne kadar iyi olursa olsun banka özkaynaklarının %25’ini geçemez.
Büyük hacimli kredilerin genelinde kısıtlama. Özkaynakların %10’unda fazla olan krediler büyük kredi olarak tanımlanır ve büyük kredilerin toplamı özkaynaklarının 8 katını geçemez.
Üstlenilecek toplam risklerle ilişkili sermaye. Sermaye yeterliliği rasyosu: Özkaynaklar/ (Piyasa + Kredi+ Operasyonel) Riskler <,=%8. Bazı durumlarda % 12.
Finans sektörü dışında faaliyette bulunacak kurumlara konulacak sermaye tutarı özkaynakların %15’ini, bu tür sermaye koyma faaliyetlerinin toplamı ise %60’ını geçemez.
Üstlenilecek kur riskine ilişkin kısıtlama. Döviz varlıkları – Döviz yükümlükleri arasındaki farkın TL karşılığı özkaynakların +,- 20’sini geçemez. Buradaki farkın negatif ya da pozitif olması önemli değildir. Her durumda sınırlama geçerlidir.
Bunlar özkaynakla ilişkilendirilen konuların bir kısmı olup, başka sınırlamalar da mevcuttur.
Buradaki bakış açısı: Ne kadar ekmek o kadar köfte. Yani ne kadar sermaye var ise onunla ilişkili risk üstlenilmesi.
Aktifin finansmanında özkaynakların payı nedir?
Sektörde % 10,1, Ziraat Bankası’nda % 9,9, Halk Bankası’nda % 6,3 ve Vakıfbank’ta % 6,7’dir.
Kamu bankalarının sermaye ihtiyacı var mı? Finansal tablolar var olduğunu söylüyor.
Neden kamu bankalarındaki sermaye sektörün oldukça gerisinde. 2020 yılında verilen düşük faizli kredilerle aktif yani riskli kalemler hızla büyütülürken, aynı hızda sermayenin büyütülmemesi.
Bu türlü aktif büyümesi obeziteye benzetebilir. Sağlıklı bir beden yani hacim için dengeli büyüme önem taşır.


