Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ozan Diren, yaklaşık bir buçuk aydır Türkiye’nin gündeminde ilk sırada yer alan fon krizine ilişkin değerlendirmede bulundu. Nefes gazetesinden Şehriban Kıraç’a verdiği röportajda fon krizi hakkında konuşan Diren, “Sermaye piyasalarının temeli güvendir” dedi.
TÜSİAD Başkanı fon krizi için ne dedi?
Diren, krizin çözümüne ilişkin üç başlığın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı: “Yatırımcıların ödemelerinin hızlandırılması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve benzer sorunların tekrarını önleyecek kurumsal tedbirler birlikte ele alınmalıdır.”
TÜSİAD Başkanı, benzer krizlerin önlenmesi için kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu tip sorunların tekrar ortaya çıkmasını önleyecek kurumsal yapıyı güçlendirmeliyiz. Düzenleyici kurumların gözetim ve uygulama kapasitesini artırmalı, kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Tasfiyesine karar verilen 131 fonda yaklaşık 455 bin yatırımcının parası bulunuyor. 22 Ekim’de yasalaşan düzenlemeyle bu yatırımcılara fon başına 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılmasının önü açılmıştı.
Sanayi neden son 10 yılın en zor döneminde?
Diren, sanayinin ve ihracatın son 10 yılın en zorlu koşullarından geçtiğine dikkat çekti. TÜSİAD’ın desteklediği dezenflasyon programının beklenenden uzun sürmesinin sanayicinin finansman maliyetlerini artırdığını söyleyen Diren, bu tablonun özellikle KOBİ’lerin nakit akışını ve borç çevirme kapasitesini zorladığını, üretim ve yatırımların ertelenmesine yol açtığını belirtti. Diren, iflas ve konkordatoların arttığına da işaret etti.
Enflasyonu kalıcı biçimde düşürme hedefinden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Diren, “geçiş döneminde üretim kapasitesini ve ticari ödeme zincirini korumalıyız” dedi. Diren’e göre bütçe disipliniyle uyumlu, süreli, hedefli ve ölçülebilir destekler; ihracatçı, teknoloji yatırımı yapan ve güçlü istihdam yaratan işletmelere yöneltilmeli. Bu kapsamda ihracatçı KOBİ’lere yönelik onaylı alacaklara dayalı hedefli kredi ve Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti gibi seçici finansman araçlarının devreye alınması talep ediliyor.
Erken sanayisizleşme uyarısı
TÜSİAD Başkanı erken sanayisizleşme riskine de dikkat çekti. Diren, erken sanayisizleşmeyi “bir ülkenin yüksek gelir düzeyine ulaşmadan imalat sanayisindeki istihdam ve katma değer payını kaybetmesi” olarak tanımladı. Şirketlerin pazar ve yatırım tercihlerini yurt dışına kaydırmak zorunda kalmasının Türkiye’nin üretim gücünde kalıcı kayıplara yol açacağı uyarısında bulundu.
Diren, kamu liderliği ve özel sektör iş birliğiyle somut hedefleri olan ve sonuçları sıkı biçimde izlenen 10-15 yıllık bir sanayi dönüşüm stratejisi oluşturulması gerektiğini söyledi. Teşvik sisteminin de genel ve dağınık desteklerden çıkarılarak verimlilik, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değer öncelikleri etrafında sadeleştirilmesi gerektiğini ekledi.
“Enflasyonla mücadele tarlada başlar”
Diren, röportajda tarımın sorunlarına da değinerek enflasyonla mücadelenin kalbinin tarlada attığını vurguladı. TÜSİAD Başkanı ayrıca Avrupa Birliği’ndeki “Made in EU” tartışmalarına ilişkin olarak Türkiye’nin Avrupa sanayisindeki konumunu korumanın her iki tarafın da ortak çıkarı olduğunu belirtti. Türkiye’nin bu yapının dışında kalması halinde pazar payı kaybedebileceğini, yatırımların ve üretim zincirlerinin ülkeden uzaklaşabileceğini söyledi.
