Ultra zengin sayısı beş yılda ikiye katlandı. Knight Frank’ın 2026 Servet Raporu’na göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı yüzde 93,5 artarak 4.208’e ulaştı. Yüksek enflasyon, varlık sahiplerinin kağıt üzerindeki servetini şişirirken, reel servetteki erimeyi ve gelir uçurumunu derinleştiriyor.
Uluslararası raporlar, Türkiye’de yüksek servet grubundaki kişilerin sayısının son yıllarda rekor artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak bu tablo, enflasyonun servet dağılımı üzerindeki çarpık etkisini de gözler önüne seriyor.
Knight Frank’ın yayımladığı The Wealth Report 2026 verilerine göre, 30 milyon dolar ve üzeri servete sahip “ultra zengin” (UHNWI) sayısı Türkiye’de son 5 yılda yüzde 93,5 artarak 2.174’ten 4.208’e yükseldi. Bu oran, küresel ortalamanın olan yüzde 29’un çok üzerinde ve Türkiye’yi ultra zengin artış hızında dünyanın ilk üç ülkesi arasına taşıdı. Rapora göre 2031’e kadar bu sayının yüzde 13 daha artarak yaklaşık 4.772’ye ulaşması bekleniyor.
ENFLASYON NOMİNAL SERVETİ ŞİŞİRİYOR, REEL SERVETİ ERİTİYOR
Bu artışta yüksek enflasyon ve TL’deki değer kaybı belirleyici rol oynuyor. Swiss Bank UBS’nin Global Wealth Report’larında da benzer bir tablo görülüyor:
2022-2023 döneminde Türkiye, kişi başına servet artışında dünyada açık ara birinci oldu (TL bazında yüzde 157’nin üzerinde). Ancak dolar bazında bu oran yüzde 63’e geriliyor.
Daha güncel verilerde (2024), nominal servetteki artışa rağmen enflasyonla ayarlanmış reel servet yüzde 14-21 oranında geriledi. Enflasyon, özellikle gayrimenkul, altın, döviz ve şirket varlıkları gibi reel varlık sahiplerinin kağıt üzerindeki servetini hızla şişiriyor. İhracatçı şirketler, büyük ölçekli yatırımcılar ve varlık fiyatlarından yararlanan üst kesim bu süreçten pozitif etkilenirken, sabit gelirli kesim ve orta sınıfın satın alma gücü eriyor. Bu durum, gelir ve servet uçurumunu derinleştiriyor.UBS raporları, dolar milyoneri sayısındaki artışın da dünyada en hızlı Türkiye’de gerçekleştiğini gösteriyor (2024’te %8,4’lük yükselişle 68 bine yaklaştı). Ancak aynı dönemde medyan servetin (ortalama vatandaşın serveti) önemli oranda düştüğü vurgulanıyor.
ENFLASYONUN KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ VAR
Ekonomistler, bu tablonun “enflasyonun kazananları ve kaybedenleri” yarattığını belirtiyor. Varlık sahipleri enflasyona karşı korunma araçlarına erişebilirken, büyük çoğunluk için yüksek enflasyon servet erozyonu anlamına geliyor. Knight Frank ve UBS gibi kurumlar, önümüzdeki dönemde enflasyonun düşüş trendine girmesiyle ultra zengin artış hızının da yavaşlayabileceğini öngörüyor.
Sonuç olarak, uluslararası raporlar Türkiye’yi servet artışında öne çıkarıyor; fakat bu büyümenin nominal (kağıt üstü) niteliği ve enflasyon kaynaklı eşitsizlik vurgusu yapılıyor. Gerçek servet yaratımı ve kalıcı refah artışı için enflasyonun kalıcı olarak kontrol altına alınması kritik görünüyor.
Kaynak: Haber Hürriyeti

