Her gün kullandığımız elektriğin üretiminden, araçlarımızın çalışmasına kadar birçok alanda enerjiye ihtiyaç duyduğumuz günümüzde, enerji piyasaları ve fiyatları, küresel ekonominin dinamik bir parçası haline gelmiştir. Petrol, doğalgaz, kömür, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji gibi kaynaklardan elde edilen enerji, dünya çapında ticaretin, endüstrinin ve tüketimin temelini oluşturmaktadır. Ancak, enerji piyasaları ve fiyatları, sadece bu kaynakların arz ve talebi ile sınırlı değildir; aynı zamanda siyasi, çevresel ve teknolojik faktörlerin karmaşık etkileşimine de bağlıdır. Bu yazımda, enerji piyasalarındaki trendlere ve Türkiye özelinde yenilenebilir enerji sektörüne değineceğim.
Enerji Piyasalarının İşleyişi
Enerji piyasaları genellikle iki ana kategoride incelenmektedir: spot piyasalar ve vadeli piyasalar. Spot piyasalarda, anlık enerji alım satımları gerçekleşir. Elektrik gibi enerji türleri, spot piyasalarda, talep ve arz dengesine göre belirlenen fiyatlara göre alınıp satılır.
Enerji fiyatlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar arasında arz ve talep dengesi, doğal afetler, siyasi gerginlikler, ekonomik göstergeler, teknolojik ilerlemeler ve enerji politikaları yer almaktadır.
Gelecekte enerji piyasalarını şekillendirecek en önemli etkenler iklim değişikliğiyle mücadele çabaları, enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik hedefleri olacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının daha geniş çapta kullanılmasıyla birlikte, enerji arzı ve talebi üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak, yeni piyasa modelleri ve düzenlemeleri oluşturulacaktır. Ayrıca, enerji depolama teknolojilerindeki ilerlemeler, enerji piyasalarının daha esnek hale gelmesine ve güvenilirliğin artmasına katkı sağlayacaktır.
Yenilenebilir Enerji ve Enerji Piyasaları
Yenilenebilir enerji kaynakları, güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle gibi doğal süreçlerle devamlı olarak yenilenen kaynaklardır. Bu enerji kaynakları, çevre dostu olmaları ve sınırsız doğal kaynaklara dayanmaları nedeniyle giderek daha fazla önem kazanmaktadır.
Yenilenebilir enerji, enerji arzının çeşitlendirilmesini sağlayarak enerji güvenliğini artırabilir. Bu, enerji arzında dışa bağımlılığı azaltabilir ve enerji fiyatlarının daha istikrarlı olmasına yardımcı olabilir. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar, yerel enerji üretimini teşvik ederek yerel ekonomilere katkıda bulunabilir.
Yenilenebilir enerji teknolojilerindeki hızlı ilerlemeler, maliyetlerin düşmesine ve yenilenebilir enerjinin rekabetçi hale gelmesine yol açmaktadır. Bu da enerji piyasalarında dönüşümlere neden olabilir ve geleneksel enerji kaynaklarıyla rekabeti artırabilir. Özellikle son yıllarda güneş ve rüzgar enerjisi maliyetlerindeki düşüş, bu kaynakların daha yaygın olarak benimsenmesini sağlamıştır.
Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasası, son yıllarda önemli ölçüde büyümüş ve gelişmiştir. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisi alanında yapılan yatırımlar, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmıştır.
Türkiye’de rüzgar enerjisi, özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Ülkenin sahip olduğu geniş ve düzenli rüzgar potansiyeli, rüzgar enerjisi yatırımlarını teşvik etmektedir. Güneş enerjisi alanında da benzer bir trend gözlemlenmektedir. Türkiye’nin iklimi, özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güneş enerjisi üretimini desteklemektedir. Hidroelektrik enerji, jeotermal enerji ve biyokütle gibi diğer yenilenebilir kaynaklar da Türkiye’de önemli bir potansiyele sahiptir.
EPDK’nın Mart 2023 sektör raporuna göre yatırımların dağılımı aşağıdaki şekildedir:
Kaynak: EPDK 2023 Sektör Raporu
Rapora göre jeotermal kaynaklardan elektrik üretiminin toplam üretim içerisindeki oranı 971.658,30 MWh değeri ile %3,84’tür. 2022 yılı aynı dönem verileri ile karşılaştırıldığında değişim oranı % -5,81’tir.
Hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynaklardan oluşan yenilenebilir enerji kaynaklardan üretim 27.938.023,77 MWh ile yaklaşık toplam üretimin % 35,95’idir. 2022 yılında yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi toplam üretim miktarının %42’si olup bu düşüş dikkat çekicidir.
Sonuç olarak yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi bir önceki yıla göre azalmıştır.
Konu ile ilgili PwC’nin (PricewaterhouseCoopers) yapmış olduğu Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini ve elektrik piyasasını inceleyen çalışma “Türkiye Elektrik Piyasasına Genel Bakış 2023” başlıklı raporu ile yayımlanmıştır.
Rapor, Türkiye’nin son yıllarda yenilenebilir enerjiye yönelik hızlı büyüme gösterdiğini ve bu alanda önemli fırsatlarla dolu olduğunun altını çizmektedir.
Türkiye’nin 2023 yılı itibarıyla yenilenebilir enerji kurulu gücü %53’e ulaşmış durumdadır. Bu oranın 2035 yılına kadar %65’e çıkması öngörülmektedir. Güneşin, yenilenebilir enerji içinde en büyük paya sahip olması beklenmektedir.
Kaynak: PwC 2023 Raporu
Raporda dikkat çeken bir diğer husus, Türkiye’de yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımların artmasıdır. Son iki yılda, Türkiye’de batarya fabrikaları, güneş paneli üretim tesisleri, hibrit enerji santralleri ve depolamalı santral yatırımları gibi projelere büyük ilgi gösterilmektedir. Bu yatırımlar, Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltma hedefine önemli katkı sağlamaktadır.
Raporda ele alınan başka bir konu elektrikli araçların Türkiye pazarındaki büyümesidir. 2020 ile 2022 yılları arasında binek otomobil satışları nispeten sabit kalsa da elektrikli araçların pazar içindeki payı %0,1’den %1,1’e yükselmiştir. Bu, Türkiye’nin elektrikli araçlara olan ilgisinin hızla arttığını göstermektedir.
Raporda ayrıca Türkiye’nin hidrojen üretimi potansiyeline de dikkat çekilmiştir. Avrupa’da hidrojen üretimi yatırımları hızla artarken, Türkiye’nin bu alanda önemli bir yeşil hidrojen tedarikçisi olma potansiyeli bulunmaktadır. Bu kapasite Türkiye’nin enerji ihracatında yeni adımlar atmasını sağlayabilir.
Bu verilerden yola çıkarak Türkiye’de yıllar itibariyle yenilenebilir enerji konusunda ilerleme kaydedildiği ancak gidilecek hala çok yol olduğu söylenebilir. Bu bağlamda yenilenebilir enerji piyasasının bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunun altını çizmek gerekir. Bunların başında finansman zorlukları, altyapı eksiklikleri, planlama ve izin süreçlerindeki belirsizlikler, mevzuat değişiklikleri ve elektrik iletim altyapısındaki kapasite sınırlamaları sayılabilir. Stratejik planlama, etkili politika oluşturma ve yatırımcılara destek sağlama gibi adımlarla, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektöründe daha fazla ilerleme kaydetmesi mümkün olacaktır.


