QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, basın buluşmasında EKONOMİ Gazetesi’nin de sorularını yanıtlarken, faiz indirimlerinin sektöre tam yansımadığını belirtti ve “Kredi büyüme hedef üst limitlerinin, 2026 yılının ilk 6 ayı içerisinde kaldırılacağını düşünmüyorum” dedi. Uygulanan ekonomi politikalarını olumlu bulduğunu söyleyen Tan, “Ancak bankalar olarak eleştirilerimiz var” dedi.
QNB Türkiye’nin Gaziantep’te gerçekleştirdiği ‘Su ile Hayata Projesi’ kapsamında basınla buluşan, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ekim ayında IMF-Dünya Bankası toplantılarına katıldıklarını söyleyen Tan, IMF – Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda dünyadaki büyüme oranın önümüzdeki dönemlerde küçüleceğine dikkat çekildiğini belirtti ve “Dünya ekonomisi, 2024 yılında yüzde 3,3 büyüdü. 2025’te yüzde 3,2; 2026’da ise 3,1 büyüme bekleniyor. Dolayısıyla, büyümenin aşağı geleceği aşikâr. Peki, neden oluyor? Jeopolitik riskler, hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere geldi. Diğer taraftan, ticaret savaşlarının etkisi var ve tabii ki tarifler… Bunların etkisiyle beraber, enflasyon da yükselme başladı. Küresel enflasyonda 2023-2024 yıllarında aşağı doğru inen trend, tekrar kafasını yukarı kaldırdı. Artık, Merkez bankaları da bu konuda gerekli hassasiyeti gösteriyor” dedi.
Peki, dünyadaki bu stresli döneminin Türkiye’ye etkileri ne olacak? QNB Türkiye Genel Müdürü Tan, bu konuda pozitif olduğunu vurgularken, gelişmekte olan ülkelere etkilerinin ticaret tarafında avantajları olacağını söyledi. Tan, ABD-Çin tarafındaki iyileşmenin bile, bize ve gelişmekte olan ülkelere olumlu yansıyacağını; faiz indirimlerinin de pozitif etki yapacağını ifade etti.
“TCMB ve Bakanlık sağlam adımlarla yoluna devam ediyor”
Konuşmasının devamında Türkiye ekonomisine yönelik görüşlerini detaylandıran Ömür Tan, en büyük konunun ‘enflasyonla mücadele’ olduğunu belirtti. İşin başından beri hem Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hem de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sağlam adımlarla yoluna devam ettiğini söyleyen Tan, “Tabii ki, içerde ve dışardaki gelişmelerle arada gecikmeler olabilir, ancak genel işleyişe baktığımızda olumlu görüyorum” şeklinde ekledi.
QNB Türkiye Genel Müdürü Tan, enflasyona yönelik yaptığı değerlendirmede, daha önce yıl sonu tahminlerinin yüzde 29,5 olduğunu söylerken, “Şimdi yüzde 32 seviyesine revize ettik” dedi. Kur tarafında büyük bir hareket beklemediklerini de belirten Tan, nedeni olarak da, “Geçtiğimiz iki senenin hikâyesinde, döviz rezervleri tarihi seviyeye ulaştı. Brüt rezervler, 185 milyar dolar civarına çıktı. Dolayısıyla, burada müthiş bir cephane var. Merkez Bankası kurdaki herhangi bir riski, elindeki araçlarla doğru bir yerde tutacaktır” şeklinde ifade etti.
“Enflasyonda bundan sonrası daha zor”
Ömür Tan, Merkez Bankası’nın faiz indirim döngüsüyle ilgili olarak, “Faiz indirimlerinde tempo biraz düştü; ancak bunu normal karşılıyoruz. Merkez Bankası, daha çok faiz indirmesi gereken yerde daha çok, daha az faiz indirmesi gereken yerlerde daha az indiriyor” dedi ve ekledi: “Şunu da söylemek lazım: Bundan sonrası daha zor. Çünkü enflasyonu yüzde 60’lardan yüzde 30’lara indirmekle, yüzde 30’lardan yüzde 10’lara indirmek arasında fark var. Enflasyonun yapışkanlığı aşikar.”
“2026’da reel faiz ile enflasyon arasındaki fark kapanacaktır”
Tan, reel faizin pozitif tarafta kalmaya devam edeceğini, ancak bunun zamanla göreceli olarak aşağı doğru geleceğini belirtirken, “2026 yılının sonuna doğru, reel faiz ile enflasyon arasındaki farkın kapanacağını düşünüyorum. Ancak, Türkiye reel faiz vermeye devam edecektir” dedi.
“NPL oranlarının aşağıya gelmesini beklemiyorum”
QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, sorunlu kredilere ilişkin de açıklamalarda bulunurken, “Beklentilerimiz paralelinde 2024 yılı son çeyrekte, bireysel kredi ve kredi kartlarında NPL (ödeme güçlüğü çeken kredi) oranlarında müthiş bir artış oldu ve yukarı doğru gitmeye devam etti. Bence, Türkiye bankacılık sektörü bu konuları iyi yönetiyor; inişli-çıkışlı dönemlerde neler yapılacağını tahmin edebiliyoruz. Bireysel kredi ve kredi kartlarında NPL oranları, şimdilik ortalamalarda duruyor” şeklinde açıkladı.
Tan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) bireysel kredi kartı borçlarına yönelik yeniden yapılandırma uygulamasını da değerlendirirken, “BDDK’nın çıkarttığı yapılandırmayla ilgili avantaj da, biraz yardımcı oldu. Vadeler ötelendi, yeni ödeme yapıları koyuldu. Bence önümüzdeki senede, buralarda devam eder, aşağıya gelmesini beklemiyorum” dedi.
Ömür Tan, EKONOMİ Gazetesi’nin sorularını da yanıtladı:
“Makroihtiyati önlemlerin ilk 6 ayda kaldırılacağını düşünmüyorum”
Kredi ve mevduatlarda uygulanan makroihtiyati önlemlerin ne zaman kaldırılmasını bekliyorsunuz; sizce yapılan faiz indirimleri, bu önlemler nedeniyle sektörde tam karşılığını buluyor mu?
Faiz indirimleri, sektöre tam yansımıyor. Bankacılık sektörüne de buradan giriş yaparsak, kredi üst limitleri bizi zorluyor. Kredi büyüme hedef üst limitlerinin, 2026 yılının ilk 6 ayı içerisinde kaldırılacağını düşünmüyorum.
Diğer taraftan, hala uygulanan bazı regülasyonlar var; mesela gerçek kişiler için müşteri mevduatınızın yüzde 65’ini TL olarak tutmak durumundayız. Dolayısıyla, faiz indirimleri olsa da, mevduat faiz oranlarında aynı soğumayı görmüyoruz. Bu da, net faiz marjlarımızı çok sıkıştırıyor. Gerçekçi olmak gerekirse daha sıkışıktı. 2025 yılının ortası bizim net faiz marjlarının sıfıra yakın olduğu, hatta bazı bankalarda negatife düştüğü bir yerdeydi. Şimdi pozitife doğru gidiyor, ama biz buralara 5-6 ay önce gelinmesini bekliyorduk. Projeksiyonlarımız bu anlamda bozuldu, marjlarımız hala çok dar ve böyle olmaya bir süre daha devam edecek.
Gerçek kişi mevduatınızın yüzde 65’ini TL olarak tutma zorunluluğu, bankalar arasında ciddi bir mevduat yarışı yaratıyor. Çünkü tutturamazsanız komisyon ödemeniz gerekiyor. Böylelikle bankalar arasında, ‘2 puan daha fazla faiz vereyim, mevduat toplayayım’ yarışı başlıyor.
“Bankalar olarak eleştirilerimiz var”
Açıklamalarınızdan uygulanan ekonomi politikalarını, genel olarak olumlu bulduğunuzu anlıyoruz. Peki, eleştirel olarak yaklaştığınız bir taraf var mı?
Ekonomi politikaları için yok, olduğunda da bunu açık açık söylüyoruz. Ancak bankalar olarak eleştirilerimiz var. Herkesten daha fazla vergi veriyoruz. Biz, yüzde 30 kurumlar vergisi ödüyoruz, diğer sektör ve firmalar daha düşük oranlarda ödüyor. Enflasyon muhasebesinin uygulanmadığı tek sektör, bankacılık. Biz kârlarımızı, uluslararası standartlarda muhasebe yapmak zorunda olduğumuz için, enflasyon muhasebesine göre kârımız çıkıyor, ama vergimizi nominal yani enflasyon muhasebesi arındırılmamış büyük rakamlar üzerinden ödüyoruz. 2024’te gerçek kârımızın çok daha üzerinde bir vergi ödedik.
Kaynak: Şenay Zeren – Ekonomim

