Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Vekili Öner de Türkiye’nin kurumsal altyapısı, kamu ve özel sektör kuruluşlarının teşkilatlanması ile gelişmiş insan kaynağına dikkati çekerek, “İFM’nin de desteğiyle küresel bir katılım finans merkezi olma hedefi, ulaşılabilir ve gerçekçi bir hedef.” dedi.
Öner, katılım finansın sadece alternatif değil, küresel finans sisteminin dengelendiği bir yapı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Küresel finansal sisteme baktığımızda yaklaşık 500 trilyon dolarlık büyüklük var ve bunun da 6 trilyon dolarlık kısmı katılım finans sistemi. Ancak 10 yıl öncesine baktığımızda küresel ölçekte ciddi ivme görüyoruz. 2 trilyon dolarlık hacimden her yıl yüzde 10-12 büyüyerek, aslında küresel finans sisteminden de hızlı büyüyerek, tüm sistem içerisindeki payını artırıyor. Sadece sukuk pazarında küresel olarak 1 trilyon doları aşan bir hacimden bahsediyoruz. Dolayısıyla artık sukuk pazarı da sadece bir likidite yönetim aracı değil, sürdürülebilir finansman açısından da güçlü bir araç haline geldi.”
Türkiye’nin sistemdeki konumuna da dikkati çeken Öner, “En büyük katılım finans sistemine sahip ülkeleri sayacak olursak, başta Suudi Arabistan olmak üzere Malezya ve Endonezya gibi büyük aktörlerin yanı sıra Türkiye ilk defa yüzde 3 civarında pay alarak ilk 10 ülke arasına girmeyi başardı.” bilgisini paylaştı.
Öner, Türkiye’yi küresel katılım finans piyasalarında daha iyi konuma taşımak için yapılması gerekenlere de işaret ederek, şöyle devam etti:
“Güven veren, yenilik üreten ve bu arada da uluslararası standartla uyumlu bir ekosistem inşa edilmesinin kritik olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber güçlü kurumsal altyapı, şeffaflık, standartlaşma ve öngörülebilirlik yine burada çok önemli rol oynayacaktır. Bunu yaparken de bütüncül bir mevzuat çalışması yapılması çok önemli. Şu anda bunun çalışmaları yapılıyor. Katılım finans sistemi içerisinde bütüncül bir fıkhi yönetişim yapısının oluşturulması da küresel anlamda daha hızlı adımlar atmanıza fayda sağlayacaktır.”

