Kolay Getiri Dönemi Sona Erdi
  1. Anasayfa
  2. Yazarlar
  3. Dr. Filiz Yağcı

Kolay Getiri Dönemi Sona Erdi

0

Son on beş yılın yatırım dünyasına dönüp baktığımızda, güçlü getiri elde etmenin çoğu zaman olağanüstü yatırım becerisinden çok, doğru piyasa rejiminde konumlanmakla mümkün olduğunu görüyoruz. Düşük faiz ortamı, bol likidite ve merkez bankalarının genişleyici politikaları; hisse senetlerinden tahvillere, gelişen ülke varlıklarından teknoloji şirketlerine kadar geniş bir alanı aynı anda yukarı taşıdı.

Özellikle 2010–2022 dönemi, finansal piyasalarda “likiditenin altın çağı” olarak hatırlanacak bir dönem oldu. Faizlerin sıfıra yakın seyretmesi, merkez bankalarının bilanço büyüklüklerinin tarihi seviyelere ulaşması ve küresel risk iştahının artması, varlık fiyatlarını destekleyen ana unsurlardı.

Bu dönemde kazanan çoğu zaman en iyi yatırımcı değil; doğru piyasa rejiminde kalan yatırımcı oldu. Getirinin ana kaynağı çoğu zaman seçicilikten değil, piyasanın genel yönünden geldi.

Ancak 2022 sonrası oluşan yeni makro ortam, yatırım dünyasının kurallarını değiştirmeye başladı.

Pandemi sonrası yükselen enflasyon, merkez bankalarının agresif faiz artışları, jeopolitik risklerin yeniden fiyatlamanın merkezine yerleşmesi ve artan volatilite, piyasalarda yeni bir dönemin kapısını açtı. Artık piyasa yalnızca likiditeyi değil; enflasyonu, finansman maliyetini, enerji fiyatlarını ve politika güvenilirliğini aynı anda fiyatlayan daha karmaşık bir yapıya dönüşmüş durumda.

Bu değişimle birlikte yatırım dünyasında önemli bir paradigma kayması yaşanıyor.

Öncelikle para yeniden maliyetli hale geldi. Uzun yıllar boyunca düşük faiz ortamında ikinci planda kalan bilanço kalitesi, nakit akışı ve finansman yapısı gibi unsurlar yeniden önem kazandı. Likidite artık sınırsız ve ücretsiz değil.

Volatilite ise daha kalıcı bir karakter kazandı. Piyasada trend süreleri kısalırken, yön değişimleri çok daha hızlı gerçekleşmeye başladı. Bu nedenle yalnızca pozisyon almak değil, pozisyon yönetmek de yatırım performansının önemli bir parçası haline geliyor.

Bir diğer önemli değişim ise ayrışmanın artması oldu. Önceki dönemde aynı sektör içindeki şirketler büyük ölçüde birlikte hareket ederken, bugün şirket bazlı performans farkları belirgin şekilde artıyor. Artık piyasa herkesi aynı anda yukarı taşımıyor; seçim yaptırıyor.

Bu nedenle yeni dönemde aktif yönetim yeniden öne çıkıyor. Çünkü piyasanın genel yönünde kalmak artık tek başına yeterli değil. Asıl farkı ise, piyasanın yanlış fiyatladığı riskleri ve fırsatları doğru okuyabilenler yaratacak.

2026’nın ilk yarısı geride kalırken piyasalarda temel dinamikler değişmiş değil: Enflasyonun seyri, faizlerin kalıcılığı, jeopolitik riskler ve küresel büyümenin dayanıklılığı fiyatlamaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Bu yeni denklem ise yatırım dünyasında daha fazla seçicilik, daha yüksek volatilite ve daha güçlü risk yönetimi gerektiriyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise hikâye artık yalnızca büyüme üzerinden değil; güven, politika öngörülebilirliği ve sermaye akımlarının sürdürülebilirliği üzerinden şekilleniyor. CDS primleri, reel faiz dengesi ve yabancı yatırımcı davranışı önümüzdeki dönemin fiyatlamalarında daha belirleyici hale gelecek.

Kolay getiri dönemi büyük ölçüde sona erdi. Ancak bu, yatırım dünyası için kötü bir haber anlamına gelmiyor. Çünkü yeni dönem; risk yönetiminin, disiplinin, likidite yönetiminin ve aktif karar alma becerisinin yeniden değer kazandığı bir dönemin başlangıcı olabilir.

  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir