Denizbank Eski Genel Müdürü Hakan Ateş, 45 yıllık bankacılık serüvenini kitaba dönüştürüyor
  1. Anasayfa
  2. Genel

Denizbank Eski Genel Müdürü Hakan Ateş, 45 yıllık bankacılık serüvenini kitaba dönüştürüyor

0

Seçil Erzan davasında Aralık 2025’te beraat eden ve beraat kararı istinaf mahkemesince Yargıtay’a başvuru yolu kapalı olmak üzere onanarak kesinleşen DenizBank Kurucu Genel Müdürü Hakan Ateş, PD’ye konuştu. Ateş, “45 yıllık bankacıyım. DenizBank’ı kurdum; hisseleri dört ayrı işlemle yatırımcılarla buluştu ve ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık kaynak girişi sağlandı. Takdir edilmeyi beklerken, hiçbir ilgimin bulunmadığı bir olay nedeniyle yargılanmak elbette çok üzücüydü. Vefasızlık insanı kırıyor. Ancak ben en başından beri kendimden emindim, beraat edeceğimi biliyordum. Artık bunların hepsini geride bıraktım ve ileriye bakıyorum” dedi. Ateş’in önünde şimdi yeni bir proje var: 45 yıllık bankacılık hayatının anılarını kitaplaştırmak.

Geçen hafta sonu Limak Filarmoni Orkestrası’nın 50. Yıl Yaz Konseri için Bodrum’daydım. Konser arasında DenizBank’ın Kurucu Genel Müdürü olan Hakan Ateş’le karşılaştık. Sohbetimiz sırasında Ateş’ten iki yeni haber aldım.

Bunlardan ilki, kamuoyunda “yüksek kârlı gizli fon” olarak bilinen ve aralarında Fatih Terim, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Emre Belözoğlu gibi futbol dünyasının tanınmış isimlerinin de bulunduğu kişilerin mağdur edildiği iddiasıyla açılan Seçil Erzan davasına ilişkin.

Davada yargılanan ve Aralık 2025’te beraat eden Ateş açısından hukuki süreç sona ermiş durumda. Ateş’in verdiği bilgiye göre, istinaf mahkemesi haziran ayında kendisi ve davada beraat eden diğer DenizBank çalışanları hakkındaki kararları onadı. Karar, Yargıtay’a başvuru yolu bulunmaksızın kesinleşti.

“BU DEFTER KAPANDI, HEPSİNİ GERİDE BIRAKTIM”

Hakan Ateş’in bu noktada bir sitemi var. Yargılama sürecinde adının ve fotoğraflarının manşetlere taşındığını, ancak beraatinin kesinleşmesinin aynı ölçüde kamuoyuna yansımadığını söylüyor:

“45 yıllık bankacıyım. DenizBank’ı kurdum, dört ayrı hisse satış sürecini yönettim ve bu işlemlerle ülke ekonomisine milyarlarca dolarlık kaynak kazandırılmasına katkı sağladım. Türkiye’nin çok önemli yatırımlarının finansmanında yer aldık. Böyle bir kariyerin ardından, hiçbir ilgimin bulunmadığı bir olay nedeniyle gündeme gelmek benim için çok üzücüydü. Ama hukuk yolundan hiç ayrılmadım, adalete güvendim. Beraat edeceğimi biliyordum. Şimdi bütün bunları geride bıraktım ve önüme bakıyorum.”

200 SAYFALIK SAVUNMAMLA TARİHE NOT DÜŞTÜM”

“Vefasızlık insanı üzüyor, kırıyor” diyen Ateş, 27 yılı aşan DenizBank serüvenini anlatırken sözü yeniden bankanın kuruluş günlerine getiriyor:

“DenizBank’ı biz kurduk. Hikâyemiz tek hatlı bir telefonla, bir otel odasında başladı. 27 yıldan fazla genel müdürlük yaptım. Bu süreçte bankanın hisseleri dört ayrı işlemle el değiştirdi veya yatırımcılarla buluştu. Önce hisselerimizin yüzde 25’ini halka açtık. Ardından banka; Fransız-Belçikalı Dexia’ya, Rus Sberbank’a ve Dubai’nin en büyük bankalarından Emirates NBD’ye satıldı. Bu işlemlerle milyarlarca dolarlık yabancı kaynağın Türkiye’ye gelmesine katkıda bulunduk.

Türkiye’nin köprülerinden havalimanlarına, turizmden enerjiye kadar büyük projelerinin finansmanında yer aldık. Tarımda ve sporda öncü işler yaptık, önemli destekler verdik. Türkiye’de emeklilere banka promosyonunun önünü açan uygulamayı başlattık. Bunlar binlerce DenizBank çalışanıyla birlikte yazılmış bir başarı hikâyesidir. 27 yıl boyunca birlikte çalıştığım bütün Denizcilere minnettarım. Bu hikâyeyi tek başına hiç kimse yazamazdı.”

BAŞKASININ İZİNDEN GİDENİN KENDİ İZİ OLMAZ”

Seçil Erzan davasına dahil edilmesini ise kariyerinin en sıra dışı dönemlerinden biri olarak tanımlıyor:

Bir şekilde kendimi bu davanın içinde buldum. Bu kadar uzun bir bankacılık kariyerinin ardından yaptığımız işler yerine, hiçbir ilgimin bulunmadığı bir konuyla gündeme gelmek elbette üzücü. Fakat kendi yolumdan hiç ayrılmadım. Hukuka ve adalete güvendim. Savunmam 200 sayfaya yakındı. Bir anlamda tarihe not düştüm. Başa gelen çekiliyor ama ben hayatım boyunca zorluklar karşısında ayakta kaldım; bundan sonra da öyle olacak. Başkasının izinden gidenin kendi izi olmaz. Biz kendi izimizi yarattık.”

“BANKACILIK GÜVEN ÜZERİNE KURULUDUR”

Ateş, Seçil Erzan olayının yalnızca bireysel bir dava olarak değil, bankacılık sistemi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre temel mesele, banka işlemi ile banka çalışanının kişisel eylemi arasındaki sınırın doğru çizilmesi. “Bankacılık bir güven müessesesidir. Güveni zedelerseniz yalnızca bir bankayı değil, sistemin kendisini zedelersiniz. DenizBank’ın adı bu süreçte haksız biçimde örselendi. Seçil Erzan dışında davada suçlanan DenizBank çalışanlarının beraat etmiş olması son derece önemli. Yargılama sonucunda olayın banka sistemi içinde gerçekleştirilen kurumsal bir işlem olmadığı ortaya çıktı” diye konuşuyor.

SORUMLULUK SINIRLARI DOĞRU BELİRLENMELİ”

Ateş, özellikle çok yüksek getiri vaat edilen işlemlerde sorumluluk sınırlarının doğru belirlenmesi gerektiğini de savunuyor:

Ortada resmi banka belgeleri yerine ajanda sayfaları, banka belgesi niteliği taşımayan kâğıtlar, kimi zaman kurşun kalemle yazılmış notlar ve sahte olduğu ileri sürülen imzalar var. Ofislerde, pastanelerde, banka sistemi dışında elden verilen paralardan söz ediliyor. Bunları banka işlemi olarak kabul edip tazmin yoluna giderseniz çok tehlikeli bir emsal oluşturursunuz.”

Bu yaklaşımın sonucu tek bir banka açısından değil, sektörün tamamı bakımından riskli olabileceğini söylüyor ve ekliyor:

Yarın birileri bir banka çalışanına herhangi bir kâğıt imzalatıp bunun üzerinden bankadan para talep etmeye kalkabilir. Böyle bir kapının açılması bankacılık sistemi açısından ciddi bir sistemik risk yaratır. Düzenleyici kurumların da bankacılık sistemine duyulan güveni koruyacak şekilde bu ayrımı gözetmesi gerekir.”

“BANKACILIK KİTABI DEĞİL, OKUNACAK BİR HAYAT HİKÂYESİ”

Hakan Ateş’le sohbetimizde aldığım ikinci önemli haber ise anılarıyla ilgili. Ateş, 45 yıllık bankacılık kariyerinde yaşadıklarını ve DenizBank’ın kuruluşundan uluslararası bir bankaya dönüşmesine uzanan süreci derlemeye başladığını söylüyor. Özellikle bir noktanın altını çiziyor:

“Bir finans kitabı yazmak istemiyorum. Genel geçer bankacılık bilgilerini anlatan bir kitap hiç istemiyorum. Okuyucu bir bölümü bitirdiğinde ötekini merak etsin, sayfayı çevirmek istesin. DenizBank’ın bir otel odasında başlayan kuruluş hikâyesinden dört ayrı hisse satışına; Sberbank döneminde DenizBank üzerindeki uluslararası yaptırımların kaldırılmasından Belçika, Fransız, Rus, Arap ve Türk iş kültürlerini aynı çatı altında buluşturmaya kadar anlatılacak çok şey var. Benden sonra gelenlere deneyim aktaracak ama aynı zamanda keyifle okunacak bir kitap olsun istiyorum.”

KİTAP YALNIZCA BAŞARILARI ANLATMAYACAK

Kitabın yalnızca başarıları anlatmasını istemediğini de anlatıyor ve şöyle devam ediyor:

Yaptığımız ilkleri, ülke ekonomisine katkılarımızı elbette anlatacağım. Bunu böbürlenmek için söylemiyorum ama bazı gerçekleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Başarılar kadar krizleri, güçlükleri, insan hikâyelerini, yaptığımız hataları ve onlardan öğrendiklerimizi de anlatmak lazım.

Ben kendimi fazla ciddiye alan biri değilim. Yaşam sevinci olan bir insanım. Yeri geldiğinde sahnede şarkı söylerim, dans ederim. Kitabın da biraz böyle olmasını istiyorum. Ezber bozan, samimi, düşündüren ama aynı zamanda eğlendiren… Benden sonra gelenlerin hem keyifle okuyacağı hem de bir şeyler öğreneceği bir kitap.”

69 MİLYON DOLARLIK İSİM HAKKINDAN ULUSLARARASI BANKAYA

DenizBank’ın yeniden kuruluş hikâyesi, Türk bankacılık tarihinin en dikkat çekici büyüme öykülerinden biri. Zorlu Grubu tarafından 1997 yılında 69 milyon dolara satın alınan DenizBank’ın bankacılık lisansı ve isim hakkıyla başlayan süreçte kurum, kısa sürede Türkiye’nin büyük özel bankalarından birine dönüştü.

Banka 2004 yılında hisselerinin yüzde 25’ini halka açtı. Ardından 2006’da Fransız-Belçika ortaklığı Dexia’ya, 2012’de Rusya’nın en büyük bankası Sberbank’a, 2019’da ise Dubai merkezli Emirates NBD’ye satıldı. Bu işlemlerin tamamında bankanın başında Hakan Ateş bulunuyordu. Halka arz ve üç büyük satış işleminin toplam ekonomik büyüklüğü 9 milyar doların üzerine çıktı.

BİR OTEL ODASINDA BAŞLAYAN HİKÂYE

Hakan Ateş’in DenizBank macerası 1997’de başladı. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu’nun daveti üzerine Moskova’dan İstanbul’a dönen Ateş, yaklaşık altı ay boyunca ailesiyle Swissôtel’de yaşadı. Aynı dönemde DenizBank’ın kuruluş ekibi ve altyapısı da burada şekillenmeye başladı. Ateş o günleri şöyle anlatıyor.

“2 milyon TL sermaye ve içi boş üç binayla başladık. 500 bin dolarlık bir akreditife teyit aldığımızda çocuklar gibi seviniyor, arkadaşlarla ellerimizi havaya kaldırıp ‘çak’ yapıyorduk. Ekip 63 kişiye ulaştığında ise otel artık yetmemeye başladı. Ahmet Bey’e, ‘Patron, artık buraya sığmıyoruz’ dedim. Sonra Karaköy’deki ofisimize geçtik. 2001 krizi DenizBank için bir başka dönüm noktası oldu. Pek çok kurum küçülmeye çalışırken DenizBank farklı bir strateji izledi. Krizde kendimizi içeri kapatmak yerine fırsatlara baktık. Şube, iştirak, mevduat ve kredi kartı portföyleri satın alarak büyüdük. 2001’de yaklaşık 900 kişiydik, 2002’de çalışan sayımız 4 bine ulaştı.

SAHNEYE ÇIKTI, MY WAY’İ SÖYLEDİ

Hakan Ateş’in kişiliği de DenizBank kültürünün bir parçası oldu. 2017’de bankanın 20’nci kuruluş yıldönümünde, Ajda Pekkan ve Tarkan’ın da yer aldığı bir gecede sahneye çıkarak Frank Sinatra ile özdeşleşen “My Way”i söyledi.

2022’de DenizBank’ın 25’inci kuruluş yıldönümünde ise Sertab Erener ve Mario Frangoulis ile aynı sahneyi paylaştı. O gece gösterilen, bankanın yıllar boyunca çalışanların motivasyonu için hazırladığı filmlerden derlenen videolardan birinde ise Ateş’in 2078 yılında hâlâ DenizBank Genel Müdürü olduğu hayal ediliyordu. Ateş bu filmlerde veznedardan şarkıcıya kadar farklı rollerde kamera karşısına geçti.

Kaynak: Patronlar Dünyası

  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir