Merhaba,
Hepimizi yakından ilgilendiren bir konuyu basit rakamsal örneklerle konuşalım istedim. Bu konuya geçmeden önce temel birkaç kavramı hatırlamakta yarar var.
Faiz (Nominal): Bu faiz günlük hayatta dile getirilen, konuştuğumuz, konuşurken de aslında başına sıfat olarak “nominal” kelimesini koymamakla birlikte gerçekte “nominal faiz” olan bir göstergedir. Nominal faiz demek, içinde enflasyon etkisini barındıran faiz demektir. Düşük enflasyon ortamında çok fazla önemsemesek de, yüksek enflasyon ortamında asla dikkatlerden kaçırılmaması gerekir.
Reel faiz: Nominal faizin enflasyon etkisinden arındırıldıktan sonraki halidir.
Şimdi son yıllardaki kredi ve mevduat faizlerine bakalım.

Bu haliyle Eylül 2022 tarihine kadar sanki her şey normal gibi görünüyor. Eylül 2022’den itibaren ise bankaların en önemli kaynağı olan mevduattaki faiz, gelir sağladığı temel ürün olan ticari kredi faizinin üzerine çıkmış. Bu durumu göz ardı edersek zaman zaman bu iki faiz oranı birbirine yakınlaşmakla birlikte kredi faizi genellikle az da olsa mevduat faizinin bir miktar üzerinde.
Şimdi gelelim işin gerçek yüzüne. Enflasyon dediğimiz olgu, paranın alım gücünü azaltan bir unsurdur. Mevduat tarafında birikimimiz için elde ettiğimiz faiz gelirini ve anaparanın alım gücünü azaltırken, kredi tarafında piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarındaki artışa göre daha ucuz kaynak elde etmemizi sağlar.
Şimdi hem mevduat hem de kredi faizlerini reelleştirelim, yani enflasyondan arındıralım, gerçek durumu görelim. Aşağıdaki grafikte tüm faizler ve enflasyon aylık olarak dikkate alınmıştır.

Grafiğe baktığımızda birkaç özel tarih hariç Eylül 2021’den itibaren hem kredi hem de mevduat faizlerinin reel olarak sıfırın altında yani “NEGATİF” olduğunu görüyoruz. Bu ne anlama gelir? En basit olarak şöyle ifade edebiliriz: Faiz oranları açıklanan enflasyon oranının altında.
Peki bu ortamda kim kazanır, kim kaybeder?
Basit bir örnek üzerinden devam edelim: 100.000 TL’niz var. Bu paranın tamamı ile peynir alsak 800 kg peynir alım gücümüz var (Peynirin kg fiyatı 125 TL olarak kabul edelim). Bankaya %40 (Yıllık oran, faizin %5 vergisi var) faiz oranından 1 aylık vadeli yatırdınız.
Müteahhit bankadan yatırılan 100.000 TL mevduatı kredi olarak çekti. Faiz oranı %15,57 (Yıllık faiz, %5 BSMV var.) Çektiği kredi ile 12.500 kg çimento (1 kg çimento fiyatı 8 TL olarak kabul edelim) aldı.
Mevduat sahibi: 1 ay sonra eline geçen faiz ve anapara tutarı olarak 103.167 TL.
Kredi müşterisi: 1 ay sonra ödediği kredi anapara ve faizi 101.362 TL.
Bu 1 aylık dönemde aylık enflasyon %4 gerçekleşti.
Peynir ve çimentonun fiyatı geçen 1 aylık süreçte %4 arttı. Peynir kg fiyatı 130 TL, çimento kg fiyatı 8,32 oldu.
Mevduat müşterisi anapara + faizi ile 794 kg peynir alabilir. Bu durumda birikim yapanın alım gücü 6 kg peynir değeri kadar eridi.
Kredi müşterisinin 1 ay önce aldığı 12.500 kg çimentonun piyasa değeri 12.500 x 8,32= 104.000 TL oldu. Çimentoyu sattı. 104.000 TL’nin 101.362 TL’si ile çektiği kredi ve faizini ödedi. Elinde 2.638 TL kaldı. Bu parayı kazanmak için birikimde bulunmasına gerek yoktu, başkasının parası ile ekstra para kazandı. Biz buna “Elin taşı ile daldaki kuşu vurmak” diyoruz.
Mevduat müşterisinin ise yıllardır dişinden tırnağından artırdığı, yemeyip içmeyip biriktirdiği tasarrufunun alım gücü eridi.
Bu ortamda tasarruf sahibi kaybetti, kredi çekip, mal alan kazandı. Bir kesimden diğer kesime rant aktarımı dediğimiz durum gerçekleşti.
Bu duruma neden olan 2 temel husus var.
1- Kredi faizi mevduat faizinden daha düşük.
2- Hem kredi hem de mevduat faizi enflasyonun altında. Yani negatif reel faiz var.
Bugün içinde bulunduğumuz, grafiğe göre ise Ekim 2022’den beri sürekli hale gelen ortam budur.


