İşverenin yeni sorusu: Bu diplomayı öğrenci mi aldı, yapay zeka mı?
  1. Anasayfa
  2. Genel

İşverenin yeni sorusu: Bu diplomayı öğrenci mi aldı, yapay zeka mı?

0

Yapay zeka çağında üniversite diplomasının tek başına yetkinlik göstergesi olmaktan çıktığını savunan eğitim bilimci ve yazar Doç. Dr. Özgür Bolat, “Yapay zeka öğrencinin gerçek becerisini belirsizleştirdiği için işverenler artık diplomanın arkasındaki insana bakıyor” dedi.

Yapay zeka çalışma hayatını dönüştürürken, iş dünyasında da “iyi çalışan” tanımı yavaş yavaş değişiyor. Eğitim bilimci ve yazar Doç. Dr. Özgür Bolat, gelecekte üniversite diplomasının önemini koruyacağını ancak tek başına bir yetkinlik göstergesi olmaktan çıkacağını söyledi. Bolat, “Diploma kapıyı açabilir, ancak o kapıdan girdikten sonra ilerlemeyi insanların becerileri belirleyecek” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Geleceğin Meslekleri 2025 raporu da bu tabloyu doğruluyor. Rapora göre çalışanların mevcut becerilerinin yüzde 39’u 2030’a kadar dönüşecek ya da geçerliliğini yitirecek; her 100 çalışandan 59’unun yeniden eğitilmesi gerekecek ve bunların 11’i bu eğitimi alamayacak. İşverenlerin yüzde 63’ü beceri açığını iş dünyasındaki dönüşümün önündeki en büyük engel olarak görüyor. Bugün en çok aranan temel beceri ise analitik düşünme: her 10 şirketten 7’si bu beceriyi zorunlu sayıyor.

Diploma enflasyonu: mezun sayısı arttıkça belge ayırt ediciliğini kaybediyor

Üniversite diplomasının hala önemli olduğunu ancak geçmişteki kadar önemli bir yetkinlik belgesi olma özelliğini kaybetmeye başladığını belirten Bolat, “Artık işverenler insanlara gerçek becerilerinin neler olduğunu sorgulamaya başladı” dedi. Bolat bunun nedenini şöyle özetledi: “Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, üniversite mezunlarının sayısı arttıkça diploma kişileri birbirinden ayıran daha zayıf bir göstergeye dönüşüyor. İkincisi, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceriler üniversite programlarından çok daha hızlı değişiyor. Üçüncüsü, yapay zeka öğrencilerin ödev, proje ve sınav performanslarının ne kadarının gerçekten kendi bilgi ve becerilerini yansıttığını belirsizleştirebiliyor. Bir öğrenci yapay zekanın desteğiyle başarılı görünen işler üretebilir, ancak aynı problemi tek başına çözmesi gerektiğinde zorlanabilir. Bu nedenle işverenler mezuniyet belgesinin arkasındaki gerçek yetkinlikten artık eskisi kadar emin olamıyor. Diploma giderek bir yetkinlik belgesi olmaktan çıkıp bir katılım belgesine dönüşüyor.”

Geleceğin üç becerisi: öğrenme çevikliği, muhakeme, güvenilir iş birliği

Bolat, bu nedenle gençlerin mezun olduklarında yalnızca hangi üniversiteden mezun olduklarını değil, hangi problemleri çözdüklerini, hangi projeleri gerçekleştirdiklerini ve hangi becerileri gerçek hayatta kullanabildiklerini gösterebilmelerinin önemli olduğuna dikkat çekti. Yapay zeka çağında şirketlerin çalışanlarında üç temel özelliği daha fazla arayacağını belirten Bolat, bunları öğrenme çevikliği, muhakeme ve güvenilir iş birliği olarak sıraladı. Yapay zekanın ürettiği bilgi ve önerileri sorgulayabilmenin de kritik hale geleceğini belirten Bolat, “Yapay zeka çok sayıda bilgi üretecek. Değerli insan, bu bilgiyi bir araya getirip ‘Bütün bunlar bizim problemimiz açısından ne anlama geliyor?’ diyebilen kişi olacak” ifadelerini kullandı.

Önümüzdeki 10 yılda hangi mesleklerin ayakta kalacağının değil, hangi becerilerin ayakta kalacağının konuşulması gerektiğini söyleyen Bolat bu soruya şu yanıtı verdi: “Analitik düşünme, yaratıcı problem çözme, teknolojik okuryazarlık, merak, öğrenmeyi öğrenme, öz yönetim, iletişim ve etik muhakeme ayakta kalacak. Bunlara bir de sentez becerisini eklemek gerekir. Geleceğin üstünlüğü de bilgiye sahip olmak değil, bilgiden anlam ve karar üretmek olacak.”

“Yapay zekayla yarışmayın; ama düşünmeyi ona devretmeyin”

Gençlere yapay zekayla rekabet etmeye çalışmak yerine yapay zekayı kendi yetkinliklerini artırmak için kullanmalarını öneren Bolat, şu uyarıyı yaptı: “Fark, yapay zekayı kullananlarla kullanmayanlar arasında olmayacak. Fark, yapay zekayla düşünenlerle düşünmeyi yapay zekaya devredenler arasında olacak. Yapay zeka kimseyi tek başına işsiz bırakmayacak; ama düşünmeyi yapay zekaya devreden işsiz kalabilir.” Bolat’a göre temel yapay zeka kullanımı zaman içinde standart hale gelecek. Bunun ardından ücret ve kariyer açısından farkı yaratacak unsurlar ise alan uzmanlığı, özgün muhakeme, problem çözme ve alınan kararların sorumluluğunu üstlenebilme kapasitesi olacak.

“Sessiz istifa bir kuşak sorunu değil, yönetim sorunu”

Çalışanların işten psikolojik olarak uzaklaşmasını ifade eden “sessiz istifa” kavramının geçici bir trend olabileceğini ancak altında yatan değişimin kalıcı olduğunu belirten Bolat, şirketlerin bu davranışı yalnızca çalışanların isteksizliği olarak görmemesi gerektiğini söyledi. “Çalışanlarımız neden fazladan çaba göstermiyor?” sorusu yerine “Bu kurum, çalışanların gönüllü olarak katkı sunmak isteyeceği hangi koşulları yaratıyor?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Bolat; adalet, anlam, gelişim, iyi liderlik, özerklik ve makul iş yükünün çalışan bağlılığında belirleyici olduğunu ifade etti. Bolat, “Sessiz istifa çalışanın tembelliği değil, kurumun aynasıdır. Çalışan sustuysa kurumun konuşması gerekir” dedi.

“İtaatkâr çocuklarla yenilikçi bir ekonomi kurulamaz”

Bolat, çalışma hayatındaki dönüşümün yalnızca şirketlerde ve üniversitelerde değil, çocuk yetiştirme biçiminden itibaren başladığını savundu. “Çocuk yetiştirme biçimimiz, Türkiye’nin 20 yıl sonraki rekabet gücünü belirliyor” diyen Bolat, sürekli kontrol edilen, hata yapmasına izin verilmeyen ve yalnızca ödül ve ceza mekanizmalarıyla yönlendirilen çocukların ileride risk almaktan kaçınan ve talimat bekleyen çalışanlara dönüşebileceğini söyledi. Buna karşılık merakı desteklenen, karar vermesine izin verilen, sorumluluk alan ve hatalarından öğrenen çocukların gelecekte girişimci, araştırmacı, yaratıcı çalışan ve lider olma potansiyellerinin güçleneceğini belirten Bolat, “İtaatkâr çocuklarla yenilikçi bir ekonomi kurulamaz. Sınavda birinci olan çocuk, iş hayatında talimat bekleyen bir çalışana dönüşebilir” ifadesini kullandı.

“Teknoloji çarpandır; insan kaynağı zayıfsa verimsizliği hızlandırır”

Türkiye’nin teknolojiye erişim konusunda temel bir sorunu olmadığını, asıl meselenin teknolojiyi yüksek katma değerli ürüne dönüştürebilecek insan ve kurum kapasitesini oluşturmak olduğunu belirten Bolat, “Teknoloji çarpandır. İnsan kaynağınız ve kurumlarınız güçlüyse kapasitenizi büyütür; zayıfsa mevcut verimsizliği daha hızlı hale getirir” dedi. Türkiye’nin daha fazla sınav sorusu çözen insanlardan çok, daha iyi problem çözen insanlara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Bolat, eğitim sisteminin bilimsel düşünme, yaratıcılık, sanat, problem çözme ve girişimcilik kapasitesini birlikte geliştirmesi gerektiğini söyledi. Bolat, Türkiye’nin gelecekteki rekabet gücünü belirleyecek temel soruyu ise şöyle özetledi: “Türkiye’nin sorunu yapay zekaya erişim değil, yapay zekayı katma değere çevirecek insan. Bu yüzden önce eğitim sistemine, sonra gençlere şunu söylemeliyiz: Bize ne bildiğini değil, ne yapabildiğini göster.”

Kaynak: Para Dergisi

  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir
carry trade

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir