Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, TCMB’nin nisan toplantısında politika faizini sabit tutmasının daha doğru olacağını söyledi. Akten, savaşın etkisiyle yıl sonu enflasyon beklentilerini yüzde 28,5’e yükselttiklerini, faizlerde ise temmuzdan itibaren kademeli düşüş beklediklerini belirtti.
CNBC-e’ye konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini sabit tutmasını beklediklerini söyledi. Akten, mevcut seviyenin yeterince sıkı olduğunu vurgulayarak faizlerin daha da artırılmasına ihtiyaç görmediklerini ifade etti.
Madrid’de CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım’ın sorularını yanıtlayan Akten, son jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Garanti BBVA’nın baz senaryosunda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 25’ten yüzde 28,5’e yükseldiğini belirten Akten, bu revizyonda savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı baskının etkili olduğunu söyledi.
Akten, büyüme beklentilerinde ise daha sınırlı bir aşağı yönlü risk gördüklerini anlattı. Buna göre bankanın daha önce yüzde 4 olarak öngördüğü büyümenin, savaşın ikinci çeyrekte etkisini azaltması halinde bile yüzde 3,5 seviyelerine gerileyebileceği değerlendiriliyor. Petrol fiyatlarının yıl ortalamasında 85 dolar civarında seyredeceği varsayımı da bu görünümde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.
Politika faizine ilişkin değerlendirmesinde Akten, enflasyonun yüzde 28 civarında gerçekleşmesi halinde yaklaşık yüzde 35 seviyesinde bir politika faizinin makul olacağını belirtti. Buna karşın Merkez Bankası’nın son dönemde attığı adımların yeterli olduğunu savunan Akten, “Faizlerin aynı seviyede kalması, daha yukarı çıkmaması” yönünde görüş bildirdi. Mevcut tabloda ciddi bir reel getiri oluştuğunu söyleyen Akten, Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı ilk şok karşısında hızlı hareket ettiğini ve gerekli önlemleri aldığını ifade etti.
‘Faizlerde aşağı yönlü hareket yaz aylarından itibaren başlayabilir’
Garanti BBVA Genel Müdürü, faizlerde aşağı yönlü hareketin ise yaz aylarından itibaren başlayabileceğini öngördü. Akten’e göre yüksek seyreden faizlerin temmuzdan itibaren kademeli biçimde gerilemesi mümkün. Bu süreçte enflasyondaki eğilim ve küresel enerji fiyatlarının seyrinin belirleyici olması bekleniyor.
Akten, bireysel finansman ve tüketim tarafına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Kredi kartı kullanımındaki artışın tek başına enflasyonist bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirten Akten, burada asıl önemli olanın büyümenin hangi kalemlerden kaynaklandığı olduğunu söyledi.Kredi kartı kullanım oranının son bir yılda yüzde 65’ten yüzde 75’e yükseldiğini kaydeden Akten, buna rağmen kart kullanımını doğrudan enflasyonun ana nedeni olarak değerlendirmedi.
Öte yandan kredi limitlerinde kısa vadede belirgin bir gevşeme beklemediklerini de ifade eden Akten, kredi büyümesinde bu yıl bireysel ve tüzel tarafta daha dengeli bir dağılım öngördüklerini söyledi. Geçen yıl bireysel taraftaki büyümenin daha belirgin olduğunu hatırlatan Akten, bu yıl kompozisyonun daha dengeli seyredeceğini belirtti.
‘Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük sorun hâlâ enflasyon’
Akten, Türkiye ekonomisinin önündeki en büyük sorunun hâlâ enflasyon olduğunu vurguladı. Enflasyonun yüksek kalmasının faizleri de yukarıda tuttuğunu belirten Akten, bunun hem bankacılık sektörü hem de hanehalkı ve reel sektör açısından maliyet yarattığını söyledi. Faizlerin düşmesinin, bankalar açısından daha sağlıklı büyüme ve daha güçlü bilançolar anlamına geleceğini dile getiren Akten, enflasyonda kalıcı düşüşün ekonomi genelinde rahatlama sağlayacağını ifade etti.

