Mahfi Eğilmez 2027 Ekonomi Görünümünü Yazdı: IMF Tahminleri ve Türkiye İçin Seçim Ekonomisi Uyarısı

Mahfi Eğilmez 2027 Ekonomi Görünümünü Yazdı: IMF Tahminleri ve Türkiye İçin Seçim Ekonomisi Uyarısı

0
Banka Dünyası'nı Google'da tercih edilen kaynağınız yapın!

Mahfi Eğilmez 2027 ekonomi görünümünü, IMF’nin 13 Ekim’de yayımlanan Ekim 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporundaki tahminler üzerinden değerlendirdi. İktisatçı, 14 Ekim tarihli blog yazısında dünya ekonomisinin önümüzdeki iki yılda büyümeyi sürdüreceğini ancak bu büyümenin geçmiş dönemlerin oldukça gerisinde kalacağını belirtiyor. Eğilmez’e göre ABD görece dengeli bir tablo çizerken Euro Bölgesi düşük büyümeden kurtulamıyor, Çin yavaşlayarak da olsa büyüyor, Hindistan ise gelişmekte olan ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye’de ise büyüme, enflasyon ve cari denge sorunları gündemin merkezinde kalmaya devam ediyor.

Eğilmez’in yazısındaki temel soru, küresel ekonomideki yavaşlamanın geçici mi olduğu, yoksa dünyanın uzun sürecek bir düşük büyüme dönemine mi girdiği.

IMF’ye göre dünya ekonomisi 2027’de ne kadar büyüyecek?

IMF, dünya ekonomisinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de yüzde 3,4 büyümesini bekliyor. Fon, temmuz ayındaki yüzde 3’lük 2026 tahminini 0,1 puan yukarı çekerken 2027 beklentisini değiştirmedi. Gelişmiş ekonomilerin ortalama büyümesinin 2026’da yüzde 2,1, 2027’de yüzde 1,8 olması öngörülüyor; gelişmekte olan ekonomilerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 3,7 ve yüzde 4,4.

Mahfi Eğilmez bu tabloyu, dünyada büyümenin kesilmeyeceği ama gelişmiş ülkelerde sınırlı bir hızla ilerleyeceği şeklinde yorumluyor. Gelişmekte olan ülkeler ortalamada daha hızlı büyüse de bu grubun içinde ciddi performans farkları bulunuyor. Başlıca ekonomilere ilişkin IMF tahminleri şöyle:

Ülke / BölgeBüyüme 2026Büyüme 2027Enflasyon 2026Enflasyon 2027Cari denge/GSYH 2026
ABD%2,3%2,3%3,6%2,8-%3,9
Euro Bölgesi%1,1%1,2%3,1%2,8+%1,2
Japonya%0,7%0,7%2,0%2,6+%2,5
Çin%4,5%4,0%1,0%1,4+%4,0
Hindistan%7,0%7,0–––
Brezilya%2,2%1,9–––
Rusya%0,9%0,9%6,1%4,8+%3,8
Türkiye%2,7%3,6%31,2%26,5-%2,9
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm, Ekim 2026 (Mahfi Eğilmez’in derlemesi)

Gelişmiş ekonomilerde tablo ne?

ABD: Potansiyele yakın büyüme, hedefin üzerinde enflasyon

ABD’nin hem 2026 hem 2027’de yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor. Eğilmez, bu oranın ABD için yaklaşık yüzde 2,5 kabul edilen potansiyel büyümeye yakın olduğunu, dolayısıyla IMF’nin büyüme cephesinde ciddi bir sorun görmediğini vurguluyor. İşsizliğin 2026’da yüzde 4,2, 2027’de yüzde 4 olacağı tahmin ediliyor; doğal işsizlik oranının yaklaşık yüzde 4,5 olduğu varsayıldığında bu, işgücü piyasasının gücünü koruduğunu gösteriyor.

Enflasyon ise daha temkinli okunması gereken başlık. 2026’da yüzde 3,6, 2027’de yüzde 2,8 olması beklenen enflasyon, kullanılan ölçüte bağlı olarak Fed’in yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalabilir. Cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 3,9’dan yüzde 3,8’e inmesi öngörüldüğünden dış dengede de belirgin bir düzelme beklenmiyor. Eğilmez’in özetine göre ABD, önümüzdeki iki yılda diğer gelişmiş ekonomilerden daha dengeli bir performans sergileyebilir.

Euro Bölgesi: Asıl sorun düşük büyüme

Euro Bölgesi’nin 2026’da yüzde 1,1, 2027’de yüzde 1,2 büyümesi bekleniyor. Eğilmez, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından Almanya’nın zayıf seyrinin Türk ihracatçıları için önem taşıdığına, Avrupa’da talebin canlanmamasının ihracatı zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Bölgede enflasyonun yüzde 3,1’den yüzde 2,8’e gerilemesi, işsizliğin iki yılda da yüzde 6,3’te kalması, cari fazlanın ise GSYH’nin yüzde 1,2’sinden yüzde 1,3’üne çıkması öngörülüyor.

Zayıf büyümenin hedefin üzerindeki enflasyonla bir arada sürmesi, koşullara göre stagflasyon riskini gündeme getirebilir. Ancak Eğilmez, bu tahminlerden bölgenin kesin olarak stagflasyona girdiği sonucunun çıkarılamayacağının altını çiziyor. Cari fazla olumlu bir unsur olsa da büyümedeki zayıflığı telafi etmeye yetmiyor.

Japonya: Düşük büyüme, düşük işsizlik

Japonya’nın her iki yılda da yüzde 0,7 büyümesi bekleniyor; bu, gelişmiş ekonomiler arasındaki en zayıf performanslardan biri. Buna karşın işsizlik yüzde 2,5 ile oldukça düşük. Yıllarca sıfıra yakın hatta negatif enflasyonla uğraşan ülkede enflasyonun 2026’da yüzde 2’ye inmesi, 2027’de yüzde 2,6’ya çıkması öngörülüyor. Eğilmez’e göre Japonya’nın gündemi artık yalnızca deflasyon değil, düşük büyüme ortamında fiyat istikrarını korumak. Yaklaşık yüzde 2,5’lik cari fazla ise ülkeye dış denge açısından rahatlık sağlıyor.

Gelişmekte olan ülkeler arasında hangisi öne çıkıyor?

Çin: 2026’da yüzde 4,5, 2027’de yüzde 4 büyümesi bekleniyor. Bu oranlar dünya ortalamasının üzerinde olsa da geçmişte yüzde 8-10 büyümeye alışmış bir ekonomi için belirgin bir yavaşlama anlamına geliyor. İşsizliğin yüzde 5,1’de sabit kalması, enflasyonun yüzde 1 ve yüzde 1,4 gibi düşük düzeylerde seyretmesi, cari fazlanın ise GSYH’nin yüzde 4’ü civarında kalması öngörülüyor. Eğilmez, Çin’in yeni bir büyüme dönemine girdiğini ve asıl meselesinin büyümenin kalıcılığını sağlamak olduğunu düşünüyor.

Hindistan: IMF, ülkenin 2026 ve 2027’de yüzde 7 büyümesini bekliyor. Küresel yavaşlama ortamında bu hızın korunması, Hindistan’ın dünya ekonomisindeki ağırlığının artmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Brezilya: Büyümenin 2026’da yüzde 2,2’den 2027’de yüzde 1,9’a gerilemesi bekleniyor. Eğilmez, bu yavaşlamanın kalıcı olup olmayacağını anlamak için enflasyon, faiz, yatırım ve dış ticaret verilerinin de izlenmesi gerektiğini söylüyor.

Rusya: Her iki yıl için yüzde 0,9 büyüme öngörülürken enflasyonun yüzde 6,1’den yüzde 4,8’e inmesi bekleniyor. Düşük büyüme ve yüksek enflasyonun bir arada olması stagflasyon riskini gündemde tutuyor. Yüzde 3,8’den yüzde 3,2’ye inmesi beklenen cari fazla bir miktar rahatlık sağlasa da Eğilmez, olumlu dış dengenin tek başına sağlıklı bir ekonomik performans anlamına gelmediğini vurguluyor.

Mahfi Eğilmez 2027 ekonomi beklentisinde Türkiye için ne diyor?

Eğilmez, IMF’nin Türkiye tahminlerini 2025 gerçekleşmeleriyle birlikte değerlendiriyor:

Gösterge20252026 tahmini2027 tahmini
Büyüme (%)3,72,73,6
İşsizlik oranı (yıllık ortalama, %)8,38,28,3
Enflasyon (%)34,931,226,5
Cari denge / GSYH (%)-1,9-2,9-2,4
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm, Ekim 2026

Tahminler tutarsa Türkiye 2026’da yüzde 2,7, 2027’de yüzde 3,6 büyüyecek. Ancak potansiyel büyüme yaklaşık yüzde 5 kabul edildiğinde her iki yıl da bu seviyenin altında kalıyor. Eğilmez’e göre potansiyelin altında büyüme, üretim kapasitesinin yeterince kullanılamaması ve yeni istihdam olanaklarının daralması anlamına gelebilir; bu da Türkiye’nin uzun süredir yaşadığı enflasyon ve gelir dağılımı sorunlarıyla birlikte düşünüldüğünde daha fazla önem kazanıyor.

IMF’nin Türkiye büyüme tahmini 2026’da nasıl değişti?

IMF’nin Türkiye’ye yönelik 2026 büyüme tahmini yıl içinde art arda aşağı çekildi. Fon, Ekim 2025 raporunda yüzde 3,7 büyüme öngörüyordu. Nisan 2026’da bu tahmin yüzde 3,4’e, temmuzda yüzde 2,9’a, son olarak ekim raporunda yüzde 2,7’ye indirildi. 2027 tahmini ise nisandaki yüzde 3,5’ten temmuzda yüzde 3,6’ya yükseltildi ve ekimde bu düzeyde korundu.

IMF raporuTürkiye 2026 büyüme tahminiTürkiye 2027 büyüme tahmini
Ekim 2025%3,7–
Nisan 2026%3,4%3,5
Temmuz 2026%2,9%3,6
Ekim 2026%2,7%3,6

Eğilmez, nisan raporunun ardından da IMF’yi fazla iyimser bulduğunu belirtmiş, 2026 büyümesinin yüzde 2,5 ile 2,8 arasında kalacağını tahmin etmişti. Son tahmin bu aralığa denk düşüyor.

2027’de kamu harcamalarıyla büyüme hızlandırılabilir mi?

Eğilmez’in kendi beklentisi, 2027’de ekonomi politikalarının büyümeyi destekleyecek yöne dönmesi ve kamu harcamalarının artırılması. Seçim takviminin ve siyasi önceliklerin belirleyici olduğu bir dönemde büyümeyi hızlandıracak adımlar atılmasını şaşırtıcı bulmayacağını belirten Eğilmez, böyle bir tercihte bütçe açığının genişleyebileceğini ve büyümenin IMF’nin yüzde 3,6’lık tahmininin üzerine çıkabileceğini söylüyor.

Eğilmez bunun kesinleşmiş bir gelişme değil, bir öngörü olduğunu özellikle vurguluyor. Kamu harcamalarının büyümeye katkısı; harcamaların niteliğine, nasıl finanse edildiğine ve para politikasının tutumuna bağlı olacak. Büyüme bu yolla hızlandırılırsa enflasyonla mücadele zorlaşabilir ve 2027 enflasyonu IMF’nin yüzde 26,5’lik tahmininin üzerinde gerçekleşebilir. İç talebin ithalatı artırması halinde cari açık da beklenenden yüksek çıkabilir. Bu nedenle Eğilmez’e göre daha yüksek büyüme her durumda daha iyi bir tablo anlamına gelmiyor; büyümeyi sağlayan politikaların enflasyon ve dış denge üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmeli.

Yüzde 8’lik işsizlik oranı neden yanıltıcı olabilir?

Eğilmez, IMF tablosundaki yaklaşık yüzde 8’lik işsizliğin standart tanıma dayandığını hatırlatıyor. İş bulma umudunu yitirdiği için aramayı bırakanlar, çalışmaya hazır olup iş arama koşullarını karşılamayanlar ve yetersiz süreyle çalışanlar hesaba katıldığında tablo değişiyor. Atıl işgücünü kapsayan geniş işsizlik göstergelerinin yüzde 30 civarına ulaşması, istihdam sorununun standart oranın gösterdiğinden büyük olabileceğine işaret ediyor. Eğilmez, bu göstergeler yorumlanırken kullanılan tanımın ve ölçüm döneminin dikkate alınması gerektiğini de ekliyor.

Eğilmez’e göre Türkiye’nin asıl hedefi yalnızca büyüme oranını yükseltmek değil; bunu kalıcı istihdam yaratarak, enflasyonu yeniden hızlandırmadan ve dış dengede sürdürülemez bir bozulmaya yol açmadan başarabilmek.

Büyümenin sınırları: Dünya ekonomisi 26 yılda 3,6 kat büyüdü

Eğilmez, küresel GSYH’nin 2000’deki yaklaşık 35 trilyon dolardan 2026’da 126 trilyon dolara çıktığını, yani dünya ekonomisinin nominal büyüklüğünün 26 yılda yaklaşık 3,6 katına ulaştığını hatırlatıyor. Ancak bu artışın tamamı reel üretim ya da verimlilik kazancı değil; fiyat değişimleri ve diğer nominal etkiler de rakama yansıyor.

Son çeyrek yüzyılda üretim ve tüketim kapasitesi genişledi, finansal piyasalar büyüdü, krediye erişim arttı ve ekonomiler birbirine daha sıkı bağlandı. Aynı dönemde borçlanma, finansal kırılganlıklar, gelir dağılımındaki bozulma ve çevresel maliyetler de büyük sorunlara dönüştü. Eğilmez, büyümenin sonsuza kadar aynı hızda sürmesini beklemenin gerçekçi olmadığını; sınırlı doğal kaynakların, çevresel tahribatın, demografik değişimlerin, verimlilik farklarının ve birikmiş finansal dengesizliklerin dünya ekonomisinin geleceğini belirleyeceğini düşünüyor.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca büyüme oranına sıkışmaması, nasıl bir büyümenin mümkün olduğunu, kaynakların nasıl kullanıldığını, refahın nasıl paylaşıldığını ve çevreye etkisini de kapsaması gerektiğini savunuyor. Eğilmez’e göre dünya ekonomisinin önündeki asıl mesele, büyümeyi sürekli hızlandırmaya çalışmak yerine büyümenin sınırlarını ve maliyetlerini daha iyi kavramak olabilir. Yazısını da küresel yavaşlamayı özetleyen ve bir Kızılderili atasözüne atfedilen şu sözle bitiriyor: “O kadar hızlı gittik ki ruhumuz geride kaldı. Biraz soluklanalım, ruhumuz bize yetişsin.”

  • alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
    0
  • e_lendim
    Eğlendim
    0
  • be_endim
    Beğendim
    0
  • be_enmedim
    Beğenmedim
    0
  • d_nceliyim
    Düşünceliyim
    0
  • _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
    0