Türkiye, koronavirüs salgınının yarattığı likidite sorununun hafifletilmesi amacıyla ABD Merkez Bankası’nın (Fed) genişlettiği swap hattına dahil olmak için görüşmeler yürütüyor.
Koronavirüs salgınının ardından Mart ayında kapsamı genişletilen swap hattı mekanizmasında Fed’in yanı sıra 14 ülke merkez bankası daha yer alıyor.
Türkiye de son dönemde swap hattına katılmak istediğini açıklayan ülkeler arasında bulunuyor.
Piyasa uzmanları, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını karşılamak için önündeki en önemli seçenekler arasında swap anlaşmasıyla sağlanacak kaynak olduğuna dikkat çekiyor.
Swap hattı nedir?
Swap, kelime olarak değiş-tokuş veya takas anlamına geliyor.
Finans piyasalarında ise; iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve / veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri takas anlaşmasına “swap sözleşmesi” deniyor.
Swap piyasasında ağırlıklı döviz swapları ile faize dayalı swap sözleşmeleri işlem görüyor.
2000’lerin sonundaki küresel likidite krizi sırasında sıkça başvurulan swap hattı uygulaması ile merkez bankaları kendi para birimlerini diğer bankalara verip, yabancı para birimi alabiliyor.
Böylece piyasaya likidite sağlanarak, herhangi bir ülkenin döviz bulma ya da ödeme yapma sıkıntısı yaşamasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Swap hattının kurulma amacı ne?
Swap hattı, Fed’in 2007 yılında Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İsviçre Ulusal Bankası ile başlattığı bir uygulama.
Piyasada likidite sıkıntısının yaşandığı dönemlerde de farklı bankaların katılımıyla uygulamaya sokuldu.
Fed’in internet sitesinde, swap hatları ve amacına ilişkin şu ifadeler yer alıyor:
“Dolar likidite swap hatları, ABD finans piyasaları üzerinde yurt dışındaki mali baskılardan kaynaklanan riskleri azaltarak, ABD’li hanehalkı ve ticari işletmelerine kredi akışının devam etmesini sağlamak amacıyla tasarlandı.
“Bu hatlar, piyasaların baskı altında olduğu dönemlerde yabancı merkez bankalarına kendi yetki alanları içerisindeki kurumlara dolar cinsi finansman sunma kapasitesi sağlayarak, hem ABD hem de ülke dışındaki finans piyasalarındaki likidite koşullarını iyileştiriyor.”
Fed’in koronavirüs salgını öncesinde beş bankayla swap hattı anlaşması bulunuyordu.
Koronavirüs salgınının küresel likidite üzerinde yarattığı baskıları hafifletmek için başka ülkeler de bu mekanizmaya dahil edildi.
Swap anlaşmasına hangi ülkeler dahil?
Koronavirüs salgını öncesinde Fed’in swap hattına sahip olduğu ülkeler Kanada Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası (BoE), Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve İsviçre Ulusal Bankası olarak sıralanıyordu.
Fed, 19 Mart tarihinde yaptığı açıklamayla, bu swap hattı anlaşmalarına Avustralya Merkez Bankası, Brezilya Merkez Bankası, Danimarka Ulusal Bankası, Kore Merkez Bankası, Meksika Merkez Bankası, Yeni Zelanda Merkez Bankası, Norveç Merkez Bankası, Singapur Para Kurumu ve İsveç Merkez Bankası’nı da dahil ettiğini bildirdi.
Açıklamada, Avustralya, Brezilya, Güney Kore, Meksika, Singapur ve İsveç’e 60’ar milyar dolar; Danimarka, Norveç ve Yeni Zelanda’ya da 30’ar milyar dolar likidite sağlanacağı ifade edildi.
Böylece, toplamda 450 milyar dolarlık bir likiditenin sağlanması amaçlanıyor.
Fed’in swap hattının haftalık hacmi Nisan ayı sonunda 410 milyar dolara yaklaştı.
Mevcut swap hattı anlaşmalarına katılmak istediğini beyan eden başka ülkeler de var. Türkiye’nin yanı sıra Endonezya da görüşmeler yaptığını açıklarken, Bulgaristan da ECB’den swap hattına katılma talebinde bulundu.

