Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izinlerin 10 günden kısa sürelerle kullandırılmasının her durumda işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceğine hükmetti. Daire, işçinin talebi ve rızasıyla kullandığı kısa süreli izinlerin tek başına kıdem tazminatını gerektiren bir fesih nedeni oluşturmayacağını belirtti.
Yıllık ücretli izinlerin bölünerek kullandırılmasıyla ilgili bir uyuşmazlığı karara bağlayan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin kendi isteğiyle kullandığı kısa süreli izinlerin haklı fesih değerlendirmesinde tek başına yeterli olmayacağı değerlendirmesinde bulundu.
2026 yılına ait 1495 sayılı karara konu olan davada, 2013-2022 yılları arasında bir şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak çalışan işçi, yıllık izin hakkının gerektiği gibi kullandırılmadığını ileri sürdü.
İşçi, izin taleplerinin işlerin yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini ve kendisine bir defada en fazla altı gün izin kullandırıldığını belirtti. Kullanmadığı izinlerin ücretinin de ödenmediğini savunan işçi, sözleşmesini bu nedenle haklı nedenle feshettiğini ileri sürdü.
Davacı, kıdem tazminatının yanı sıra kullanılmayan yıllık izinleri ve ödenmediğini iddia ettiği primlerinin tahsilini istedi.
İlk derece mahkemesi feshi haklı buldu
İlk derece mahkemesi, dosyada bulunan imzalı izin belgelerini inceleyerek işçinin toplam 48 gün yıllık izin kullandığını tespit etti.
Mahkeme, çalışma süresine göre işçinin 130 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu, 82 günlük iznin ise kullanılmadığını kabul etti.
Yıllık izinlerin gerektiği gibi kullandırılmadığı sonucuna ulaşan mahkeme, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine karar verdi. Böylece işçi lehine kıdem tazminatı ile 82 günlük yıllık izin ücreti hüküm altına alındı.
Prim alacağı ise işçi tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildi.
Yargıtay: İşçinin daha uzun izin istediği kanıtlanamadı
Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak ilk derece mahkemesinin kararını bozdu.
Daire, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenlemeye dikkat çekti. Buna göre yıllık ücretli izin kural olarak işveren tarafından bölünemiyor. Tarafların anlaşması halinde ise bölünen izinlerden birinin 10 günden az olmaması gerekiyor.
Yargıtay, dava konusu izinlerin 10 günden kısa sürelerle kullanıldığını kabul etti. Ancak izinlerin işçinin talebi ve rızası doğrultusunda bölündüğünü değerlendirdi.
Kararda, işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı belirtildi. İşverenin, işçinin daha uzun izin talebini reddederek izinleri daha kısa sürelere böldüğü de ispatlanamadı.
