Merhaba,
TÜİK aylık periyodlarla temel yatırım araçlarına ilişkin bilgi yayınlamakta. Bu hafta da aylık, 3 aylık ve yıllık dönem için nominal (enflasyon etkisi arındırılmamış) ve reel (enflasyon etkisinden arındırılmış) getirileri açıkladı.

Yukarıdaki grafikte yatay eksen çizgisi kalın siyah çizgi olup, bu çizginin üzerinde ancak yakın olanlar nominal düşük seviyede getiriyi, bu çizginin altın olanların tamamı ise yine nominal negatif getiriyi ifade etmektedir.
Enflasyon etkisini dikkate almadığımızda mevduatın hep pozitif ancak alt seviyelerde getiri sağladığı dikkati çekerken, en fazla dalgalanmanın borsada olduğu afaki kayıp ve kazançların bu yatırım alanında gerçekleştiği görülmektedir.
Şimdi de daha gerçekçi bakış açısı ile durumu değerlendirelim. Enflasyonun alım gücündeki aşındırıcı etkisini dikkate alarak acaba gerçekten yatırım araçları yatırımcısına kazandırmış mı, yoksa “mış gibi” mi olmuş? Bunun için temel yatırım araçlarının getirilerinden enflasyonu arındırdığımızda aşağıdaki grafikle karşılaşıyoruz.

Büyüklerin bir sözü vardır. “Takke düştü kel göründü” diye. İşte durum şimdi tam bu. Yatay siyah kalın çizgi sıfır seviyesini göstermekte. Grafiğe dikkatli baktığımızda mevduatın Nisan 2014’den sonra önemli ölçüde negatif reel getiri sağladığı izlenmektedir. Ne anlama gelir? Mevduat müşterisi ek kazanç sağlamayı bırakın, vade başında yatırdığı anaparanın alım gücünden bir kısmını vade sonuna kadar kaybetmiş. Yani anaparası erimiş. Mevduattan sonra ortalama olarak en az reel kazanç sağlayan (neredeyse sıfıra yakın) DİBS yatırımcısı olmuş. 2005’den günümüze, tüm dönemleri dikkate aldığımızda genel ortalamada pozitif kazancı sağlayan yatırım araçları önce altın, sonrasında da borsa olmuş.
Para için şöyle bir ifade var: “Varlığı da bir çeşit dert, yokluğu farklı bir çeşit dert”.
Birikim sahipleri için özellikle son dönem daha da sıkıntılı. Bunu da gelecek yazıda yakın plan çekim üzerinden tartışalım.
Görüşmek üzere. . .


