Vahap Munyar Ekonomim’deki bugünkü köşe yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ziyaretinden önce Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ekiplerinin yaptığı çalışmayı analiz etti.
Vahap Munyar’ın köşe yazısı;
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün sona erecek Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) turundan bir ay kadar önce Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ekipleri özel sektörde tura çıktı.
Yatırım Ofisi ekipleri, ziyaret ettikleri özel sektör kuruluşlarını Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye’de yatırıma niyetleneceği sektörlerden seçmeye özen gösterdi.
Yatırım Ofisi ekipleri, ziyaret ettikleri şirketlerin patron veya üst düzey yöneticilerine doğrudan sordu:
– Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden şirketinize, grubunuza ortak gelmesini ister misiniz, düşünür müsünüz?
Bu soruya olumlu yanıt veren bazı grup ve şirketlere sıcağı sıcağına söz konusu dönemde Türkiye’de tura çıkan Katar Yatırım Ajansı’ndan bir ekip de ziyaretlerde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, bu görüşmelerin ardından Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelebilecek ortaklık, şirket satın alma tekliflerine kapısı açık olanların listesini oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ziyaretinin ilk durağı Suudi Arabistan’a hareketinden önceki açıklamalarındaki şu cümleler dikkati çekti:
- Savunma sanayiinde, alt üst yapı yatırımlarında bu üç ülkenin Türkiye’ye ciddi bir yatırım imkanı olacak.
- Bunun yanında bu ülkelerin Türkiye’den belli assetleri (varlık) satın alma durumları da olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özellikle “varlık satışı”na ilişkin açıklaması, genelde akıllara Türkiye Varlık Fonu’nu getirdi:
-Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunan bazı şirketler Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne mi satılacak?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu cümlesinin, daha çok Yatırım Ofisi ekiplerinin bir ay kadar önce çıktığı özel sektör turu sonrası oluşturduğu liste ve dosyaya dayandığı anlaşıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri seyahati vesilesiyle üç ülkenin Türkiye’deki mevcut yatırımlarına baktım:
- KATAR: DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi’nin seyahat için hazırladığı dosyada yer alan bilgilere göre bu ülkeye 2022 yılındaki ihracatımız 1.5 milyar dolar oldu. Dış ticaret hacmi 2.2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticareti ilk etapta 5 milyar dolara yükseltme hedefi belirlendi. Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2015 yılında Finansbank’ı Qatar National Bank’ın Finansbank’ı National Bank Of Greece’den (NBG) 2.7 milyar Euro’ya satın almasıyla hız kazandı. 2016’da 4.9 milyar dolara çıktı. 2019’da 22 milyar doları buldu. Katar’ın Türkiye’deki doğrudan yatırımları 2020’de 32.9 milyar dolarla rekor düzeye ulaştı. Katarlıları yatırım yaptığı şirketlerden bazıları şöyle: BMC, Beymen, Digiturk, İstinye Park, Borsa İstanbul, McDonald’s Türkiye, Avrasya Tüneli.
- SUUDİ ARABİSTAN: Ticaret Bakanı Ömer Bolat, önceki gün Cidde’de düzenlenen “Suudi Arabistan-Türkiye İş Forumu”nda iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımlara ilişkin şu verileri paylaştı: “Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki dış ticaret hacmi geçen yıl 6.5 milyar dolardı. Bunun 1 milyar dolarlık bölümü ülkemizin ihracatıydı. Kısa vadede 10 milyar dolara, orta vadede 30 milyar dolara çıkmasını hedefliyoruz. Suudi Arabistan’ın ülkemizdeki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aştı. Bin 400 Suudi Arabistan şirketi ülkemizde faaliyet gösteriyor.”
- BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ: DEİK’e bağlı Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İş Konseyi’nin derlediği bilgilere göre, bu ülkeye geçen yılki ihracatımız 5.3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi 10 milyar dolara yaklaştı. İkili ticaret hacmi için kısa vadede 15 milyar dolarlık, orta vadede de 40 milyar dolarlık hedef konuldu. BAE’nin Türkiye’deki en belirgin yatırımları arasında Denizbank yer alıyor. Rus Sberbank, Denizbank’ı Mayıs 2018’de 3.2 milyar dolara Emirates NBD’ye satmıştı. Ayrıca BAE, Kasım 2021’de Türkiye’ye 10 milyar dolarlık yatırım fonu ayırdığını duyurdu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, son seyahat öncesi BAE’den beklentisini şöyle açıklamıştı: “BAE’den, Türkiye’ye gıda, lojistik, ilaç, hastane işletmeciliği, altyapı yatırımı ve teknoloji alanında 30 milyar dolarlık yatırım gelebilir.”
Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu 203 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Bunun yüzde 80’i özel sektörün borçlarından oluşuyor.
Anlaşılan hükümet, özel sektörün bazı şirket ve varlıklarını Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yatırımcılara satışını tetikleyerek dövizde yaşanan sancıyı gidermeye çalışıyor.
Türkiye’de şirketlerin piyasa değerleri düşük seyrederken özel sektörden bu ortamda varlıklarını Suudi Arabistan, Katar ve BAE’den yatırımcılara satacak kaç iş insanı çıkar?

